Söyleşiler

Jehan Barbur ile Söyleşi

d063d8b7c1471349d2847c26ce4e4d8c_l

Jehan Barbur – AfraTafra’da

Ankara IF Performance Hall’da Afratafra.org tarafından gerçekleştirilen “Jehan Barbur” Röportajı

>Ortaçgil bir idol, özellikle benim neslim için. 35 yaşındayım ve 12 yaşından bu yana onu dinleyip yazdığı her şeyi reçete gibi belledim. Ankara’ya konser için geldiğinde Tunalı Caddesi’nde afişleri olurdu. Hemen plan yapmaya başlayıp; “Yarın sınavım var mı? Bir daha ne zaman gelecek?” diye düşünürdüm. Sahneye çıkmadan evvel etkilendiğiniz insanları dinlemek çok büyülü bir şey. Sanki başka bir gezegen var. Onlar o kapıdan giriyorlar ve birden başka bir yerde oluyorlar.

Hoş geldiniz. Ankara’da IF sahnesindesiniz. Nasıl hissediyorsunuz?
Ankara konserlerini seviyorum. Ankara’da çok fazla üniversite ve öğrenci var. Bu da değişen, güzel ve neşeli bir dinleyici kitlesinin oluşmasını sağlıyor. IF’in de bende güzel hatırları var.

Daha önce IF’te sahne almış mıydınız?
Evet; ama solo albümle değil. 2009 senesinde Gürol Ağırbaş ile beraber “Bas Şarkıları” projesinde çaldık. Ayrıca öğrenciyken de birkaç kez gelmiştim. Üniversiteyi Ankara’da okudunuz. O yıllarda; “Bir gün benim de bestelerim olacak, ben de burada sahne alacağım.” gibi hayalleriniz var mıydı? Yok, hiç öyle Yeşilçam hayallerim olmadı.

Peki, Jehan Barbur özel hayatında neler yapar?
Yemek yapıyorum, evi temizliyoruz kocamla. Gündelik şeyler; ama boşsam ve bir gün sonra konserim yoksa tabii ki arkadaşlarımla rakı içiyorum. O halde ikili sorulara geçiyorum. Sizden bir tanesini seçmenizi isteyeceğim.

Söz mü daha önemli yoksa melodi mi?
Söz.
Türkçe müzik mi yoksa yabancı müzik mi?
Çok önemli değil. Mesela öyle Türkçe şarkılar var ki bana çok yabancı.

Peki, İstanbul’un Anadolu Yakası mı Avrupa Yakası mı?
Avrupa Yakası ne yazık ki. Anadolu Yakası çok daha eğlenceli; ama Avrupa Yakası’nda yaşıyorum.

İstanbul’a taşınma evresine geçelim. İş bularak mı yoksa müzik için mi gittiniz?
Hayır, üniversiteden mezun olduktan sonra bir bahane yaratarak gittim. O bahane de akademik kariyeri İstanbul’da yapmaktı.

Sonra bar müzisyenliği yapmaya başladınız.
Evet, uzun yıllar…

Daha sonra Bülent Ortaçgil’le tanıştınız. Sizin için ne ifade ediyor?
Ortaçgil bir idol, özellikle benim neslim için. 35 yaşındayım ve 12 yaşından bu yana onu dinleyip yazdığı her şeyi reçete gibi belledim.
Ankara’ya konser için geldiğinde Tunalı Caddesi’nde afişleri olurdu. Hemen plan yapmaya başlayıp; “Yarın sınavım var mı? Bir daha ne zaman gelecek?” diye düşünürdüm. Sahneye çıkmadan evvel etkilendiğiniz insanları dinlemek çok büyülü bir şey. Sanki başka bir gezegen var. Onlar o kapıdan giriyorlar ve birden başka bir yerde oluyorlar.

Şimdi birçok dinleyen sizin için aynı şeyi düşünüyor.
O yüzden ben o insanlara kendimi hatırlayarak cevap vermeye çalışıyorum. Çünkü o duygular çok değerli duygular.

Sizce kariyerinizin mihenk taşı Ortaçgil’le tanışmanız mı?
Sadece kariyer değil, duruşla da alakalı. Bülent Ortaçgil’in hiçbir zaman birine fayda sağlamak ya da ticari anlamda piyasada durmak amacıyla kendinden ödün verdiğini görmedim. Ortaçgil başlı başına bir olgu ve onlar Fikret Kızılok ile ya da Çekirdek Sanatevi döneminde Anadolu’dan gelen ozan geleneğinin nasıl yaşayabileceğini insanlara kent dili ile aktarabilmiş sanatçılar. Ben de atalarımı ve benden bir evvelki nesli es geçmeyerek, kadın ozan olabileceğinin de altını çizmeye çalıştım.

Benim için çok özel dediğiniz bir şarkı var mı?
Ardışık. Nefes alamamak üzerine yazdığım bir şarkı. Boğulma ve insansızlık hissini ve bu coğrafyada yaşarken içime oturan o kayayı en gerçek şekilde ifade ettiğim şarkıdır belki. Ardışık’ı severim.

25 yaşında müziğe başladınız. Peki, şiir ya da hikâye yazma işi daha önce de var mıydı?
Tabii, 14 yaşında başladım.

Şarkılarını size gönderip fikir isteyen dinleyicilerinize cevap veriyor musunuz?
Öyle şeylere pek cevap vermiyorum. Belki ben dinlerim beğenmem; fakat piyasada tutacak bir iştir ve ben vereceğim cevapla buna mâni olmuş olurum. Böylesi şeyler beni korkutuyor.

Peki, son olarak önümüzdeki dönem için planlarınız nelerdir?
Klip olabilir. Naz Barı’na klip çekmek istiyorum. Onun dışında yılbaşından sonra ikinci kitabım çıkacak. ‘Baba Öyküler’ adında, kendi yaptığım röportajların olduğu, derlemesi de bana ait olan bir kitap olacak.

Çok teşekkür ederiz katıldığınız için. Umarız başka projelerle tekrar görüşürüz.
Ben teşekkür ederim, görüşmek üzere.

Yorum Ekle